Parlayan Sözler

Fırtınaışığı arşivi Brandon Sanderson’ın kozmer evreniyle ilgili en çok bilgi barındıran serisidir. Ayrıca çok sayıda foreshadowing barındırıyor. Ben de üçüncü kitabın Türkiye’de yayımlanmasına çok kısa süre kala ilk iki kitaptaki bulabildiğim bütün foreshadowingleri listelemeye karar verdim. İlk yazımda Kralların Yolu kitabında hikayenin geleceğini tahmin etmeyi sağlayacak ip uçlarını ortaya çıkarmaya çalıştım. Bu yazımda Parlayan Sözler kitabındaki ip uçlarının peşine düşüp bulabildiklerimi paylaşacağım. İtalik yazılar alıntıdır

DİKKAT BU YAZIDA TÜRKÇEDE YAYIMLANAN TÜM BRANDON SANDERSON KİTAPLARI İLE İLGİLİ SÜPRİZBOZAN(SPOİLER) VARDIR.

Not 1: Benim alıntıladığım sayfa numaraları kitabın büyük boyutlu baskısından alınmış olup küçük boyutlu yeni baskı kitapta sayfa numaraları farklıdır.

Not 2: Çoğu Brandon Sanderson kitabı aynı evrende ama farklı gezegenlerde geçer. Türkçe’ye çevrilmiş kitaplarda gördüklerimiz: Roshar (Fırtınaışığı Arşivi), Sel (Elantris), Scadrial (Sissoylu) Taldain (Savaşkıran)

Öncelikle bu yazıda bahsedeceğim önemli karakterler olaylar ve yerlerle ilgili bir sözlük hazırladım hafızanıza güveniyorsanız geçebilirsiniz.

  • Sayfa 25 Ön Söz : Koridorda kelimeler yankılandı, ileriden geliyorlardı. “Ben Ash için endişeleniyorum.” “Sen her şey için endişeleniyorsun.” Jasnah koridorda tereddütle durdu. “O gittikçe daha da kötüye gidiyor,” diye devam etti ses. “Bizim daha kötüye gidiyor olmamamız gerekiyordu. Ben daha kötüye gidiyor muyum? Sanırım ben daha kötüye gidiyorum.” “Kes sesini.” “Bundan hoşlanmıyorum. Bizim yaptığımız şey yanlıştı. O yaratık lordumun Kılıç’ım taşıyor. Onun Kılıç’ı elinde tutmasına izin vermememiz gerekirdi. O…”

Burada bahsedilen Ash bence Shalash (ilk kitaptaki Baxil Ara Sözünde kendi tasvirlerini parçalayan kadın). Konuşan üç kişi var biri kim bilmiyorum ama diğer ikisi Kelek ve Nalan (Acaba Brandon Sanderson’ın elçilere koyduğu isimlerin Türkçe’de ilginç anlamlara geldiğinden haberi var mıdır).

  • Sayfa 163 Ara Söz 1 : Venli sinmedi. “İnsanların Dalgabağlayanları var.” “Belki değildir. O bir Şerefkılıcı da olabilirdi.”

Bu alıntıdan anladığımız; Pareshendiler Dalgabağlama ve Şerefkılıçlarını biliyorlar.

  • Sayfa 230 Bölüm 16 : Şimdi adamın gözlerini görebiliyordu, kahverengiydi, ama Kaladin onun yaşını belirlemekte güçlük çekiyordu. O gözler bir şekilde yaşlıymış gibi görünüyordu ama derisi onlara uyacak kadar kırışık değildi. Otuz beş yaşında olabilirdi. Ya da yetmiş yaşında da olabilirdi. Yetmiş fazla genç, diye düşündü Kaladin, gerçi neden olduğunu bilmiyordu.

Kılıçustası Zahel’in Roshar doğumlu olmadığını düşünüyorum. Öncelikle dünyalar arası seyahat edebilen başka karakterler de gördük mesela Hoid, Galladon, Baon, Demoux. Bence dünyalar arası seyahat yapmanın bir sürü yolu var. Mesela Shadesmar üzerinden yapılabilir veya Elantris’te gördüğümüz hızlı seyahat etmeyi sağlayan Aon kullanılarak yapılabilir. Bence Zahel Taldain dünyasından geldi ve aslında Savaşkıran kitabında gördüğümüz Vasher, Zahel’in bizzat kendisidir. Burada ise çok yaşlı olmasından bahsediliyor ve biz Vasher’ın ölümsüz olduğunu biliyoruz. Buradaki bilgi de Vasher’in Zahel olduğunu destekliyor gibi.

  • Sayfa 247 Bölüm 18 : “Ben yaşlıyım oğlum,” dedi Zahel. “Lafımı tekrar etmek bana yanlış çiçeği yediriyor.”

Savaşkıran’daki büyü sistemi tamamen renkler üzerine kuruluydu. Renklerin çok önemli olduğu bir dünyada çiçekler de çok önemlidir çünkü çiçekler boya yapımında kullanılır.

  • Sayfa 250 Bölüm 18 : Zahel Kılıç’m yabancısı değildi.

Gecekanı aslında parekılıçlarıyla aynı özellikleri gösteriyor ve bu Zahel’in Vasher olma ihtimalini arttırıyor.

  • Sayfa 295 Bölüm 24 : “Şefer, Terbiye ve… Ve başkası. Kopmuş parçalar.” “Başkası?” diye dürtükledi Shallan. Desen’in uğultusu bir inleme hâline geldi, o kadar yüksek bir perdeye çıkmıştı ki, Shallan neredeyse duyamıyordu. “Garaz.” Sanki kelimeyi söyleyebilmek bile onu zorluyordu.

Yayınevi Şeref kelimesini yanlış yazmış(Şeref olacak) ama önemli kısım o değil. Kopmuş parçalar derken Adonalsium’u kast ediyor. Roshar gezegeni aslında Tanavast(Şeref)’ın göç ettiği gezegen; yine bu kitabın ilerleyen sayfalarında adı geçen Braize, Rayse’ın göç ettiği ve aynı zamanda elçilerin işkence gördüğü gezegen. Peki Terbiye nereye gitti? Fırtınaışığı Arşivinde toplam 3 büyü sistemi gördük: Dalgabağlama (Şeref), Yokbağlama(Garaz), Eski Büyü(Terbiye). Yani ya Terbiye de Roshar’da ya da Rayse gibi Başka gezegene gitmiş ama Roshar’a yakın. Bence ikinci ihtimal daha olası. Hatta Terbiye de Rayse tarafından öldürülmüş ve arkasında, Şeref’in Fırtınababa’yı bırakması gibi, Gecegözcsünü bırakmış olabilir.

  • Sayfa 350 Bölüm 32 : Sprenler bize ihanet etti, derinden hissedildi. Zihinlerimiz dünyalarının içindeydi. Bu Verdi bize formları, hatta daha da fazlasını talep ettiler en akıllı sprenlerin bazıları, dediler devam edemeyiz insanlara ödünç verdiğimiz şeye,Sandık ki biz özüz onlar et bu bedene.

Pareshedilerin farklı formları olmasının nedeni Shadesmar’ın içinde dolaşırken sprenlerin ölmesi gibi duruyor.

  • Sayfa 353 Bölüm 32 : Karanlık. Hiçliğin derinliklerinden gelen rüzgârlar onu yumrukluyordu. Sanki Cehennem’in, eski şarkılarda Braize diye bilinen Yıkım’ın yukansında duruyormuş gibi hissediyordu. İblislerin ve canavarların yurdunun.

Braize elçilerin işkence gördüğü ve Garaz’ın göç ettiği gezegenin adı.

  • Sayfa 366 Bölüm 34 :

Tanrılarımız bir ruhun parçalarından doğdu,

  İçlerinden birisi başa geçmenin yolunu buldu,

  Anladı bütün diyarları yok et, garazla.

  Onun spreni, onun hediyesi, onun bedeli.

  Fakat geceformları haber verdi gelecekten,

  Bir şampiyon meydan okuyacak- Bozulup öcünü alma uğruna.

Burada bir ruh derken Adonalsium’u kast ediyor gibi duruyor. Başa geçen birisi dediği Rayse olmalı. Alıntıdan bir kişinin gelecekte ona meydan okuyacağını öğreniyoruz. Ben bu kişinin Rayse’e karşı durmaya çalıştığını bildiğimiz Hoid olduğunu düşünüyorum. Hoid’in ilk kitapta Adonalsium’u yeniden birleştirmekten bahsettiği bölüm bunu destekliyor gibi duruyor.

  • Sayfa 379 Ara Söz 6 : Zahel uyanarak hemen gözlerini açtı, birisinin odasına yaklaşmakta olduğunu anında anlıyordu.

Buna benzer bir güç sağlayan iki büyü sistemi biliyoruz; biri sissoylu serisindeki Tunç yakmak diğeri Savaşkıran kitabındaki 4. Tekamül. Ben Zahel’in aslında Vasher olduğunu düşündüğüm için en azından 4. Tekamülde olduğunu varsayıyorum.

  • Sayfa 379 Ara Söz 6 : Kapısını çekerek açıp, antrenman sahasının karanlık avlusuna baktı. Hava ıslaktı. Ha, evet. O fırtınalardan bir tanesi gelmişti, sapına kadar Kuşamlı’ydı ve hepsini birden sokacak bir yer arıyordu.

Kuşam Kozmerdeki temel ve ilk büyü sistemidir. Adonalsium’un kullandığı büyü sistemidir ve dolayısıyla bütün parelerin yarattığı büyü sistemlerinde kullanılır. Buradan Zahel’in kozmer hakkında bilgisi olduğunu anlıyoruz. Ayrıca neden Nalthis’ten Roshar’a gittiğini anlayabilyoruz. Nalthis’te yaşamak için Nefes’e ihtiyacı var ama Roshar’da aynı işi yücefırtınalar görüyor.

  • Sayfa 380 Ara Söz 6 : “İyi,” dedi Zahel yatağına geri dönerek. “Ve kökünden yeşil olma.” Oğlan kapının yanında durakladı. “Yeşil… Ne?” Aptal dil, diye düşündü Zahel karyolasına çıkarken. Hiç doğru düzgün deyimi yok.

Nalthis’teki büyü sistemi tamamen renkler üzerinden kurgulanmıştı ve bu sebeple renklerle ilgili deyim kullanmaları mantıklı olur. Ayrıca Alethçenin Zahel’in ana dili olmadığını öğreniyoruz.

  • Sayfa 380 Ara Söz 6 : Dalarken zihninin içinde bir sesin konuşmasını beklemişti. Elbette ki yoktu. Yıllardır da olmamıştı.

Buradaki sesin Gecekanı olduğunu düşünüyorum ama galiba seriler arasında bariz zaman farkı var çünkü Zahel yıllar önce Gecekanı’la bağlarını koparmış. Dikkatimi çeken diğer bir nokta hiç kimsenin Zahel’i aramaması. Bence Oathbringer’da olur mu bilmiyorum ama devam kitaplarından birinde birileri (tahminimce Vivenna) Zahel’i aramaya Roshar’a gelebilir.

  • Sayfa 474 Bölüm 44 : Ama oğlum, senin kulaklarındaki kırmızının benzerini hiç görmedim.”

Gene renklerle ilgili deyim.

  • Sayfa 494 Bölüm 45 : Balat tereddüt etti. Yan tarafta, bir baltatazısı öbürünün bacağını derinden ısırdı. Zemine kan saçıldı, koyu mor.

Mor kan açılış bölümünde de geçiyordu. Ben baltazılarının Parshmenler gibi savaşçı bir ırkın körelmiş temsilcileri olabileceğini düşünüyorum. Bence taşlardan kopan canavarlar aslında baltatazısı olabilir.

  • Sayfa 495 Bölüm 45 : Adamın ustalıklı bir hareketle ceketinin cebinden bir şeyi çıkararak içkilere doğru kaldırmasını yakaladı. Shallan’ın içinden bir şok geçti. Bir elini kaldırdı. Zehir… Yabancı kesenin içindekileri gizlice kendi içkisinin içine boşalttı, sonra da bunu dudaklarına kaldırarak tozu yuttu. Bu neydi?

Hoid bölümün devamında Shallan’ın dalgabağlayan olduğunu anlıyor. Nasıl olabilir?

Sissoylu serisindeki tunç yakma gücü başkalarının metal yaktığını anlamayı sağlıyordu. Peki bu güç metal yakmayı mı yoksa Kuşam’ı mı anlıyor? Bence ikincisi. Ben Hoid’in içtiği tozun metal karışımı veya sadece tunç olduğunu düşünüyorum. Bu da Hoid’in sissoylu veya en azından siskan olduğunu gösterir.

  • Sayfa 498 Bölüm 45 : “Baltatazısı,” dedi arkasından bir ses. Bu daha önce babasıyla konuşmuş olan haberciydi. “Ben içinizde kimsenin terimi garip bulup bulmadığını merak ediyorum,” dedi haberci. “Baltanın ne olduğunu biliyorsunuz. Ama tazı ne?” “Ne önemi var?” diye sordu Shallan. “Çünkü o bir kelime,” diye cevap verdi haberci. “İçine bir dünya gömülmüş olan basit bir kelime, sanki açılmayı bekleyen bir tomurcuk gibi.”

Açılmayı bekleyen bir tomurcuk gibi derken Baltatazılarının aslında güçlü savaşçı bir ırkın körelmiş temsilcileri olduğu teorimi destekliyor.

  • Sayfa 501 Bölüm 45 : “Anladım,” dedi haberci hafifçe. “Sen daha henüz yalanların doğasını anlamıyorsun. Ben de bu sorunu yaşamıştım, uzun süre önce. Buradaki Pareler çok katı. Senin onu genişletebilmenden önce, gerçeği görmen gerekecek çocuk. Tıpkı bir adamın kanunları çiğnemeden önce onları bilmesinin gerektiği gibi.”

Hoid ışıkörü bildiğini söylüyor ama Rosharlı değil buradaki pareler çok katı demesinden anlaşılıyor. Bu demektir ki başka gezegenlerde de aynı büyü sistemi kullanılabiliyor.

  • Sayfa 510 Bölüm 46 : Ama gitti yardım istemek için tanrılara bizim tana’kai, o kral gibi ama fazlası daha.” “Tanrılar,” dedi Kaladin. “Sprenler demek istiyorsun.” Yukarıdaki bir kirişe konarak, bir direğin üstüne çıkmakta olan bir çift küçük böceğin izlemeyi seçmiş olan Syl’e doğru baktı. “Tanrı bunlar,” dedi Kaya Kaladin’in bakışını takip ederek. “Evet. Daha güçlüler bazı tanrılar öbürlerinden gerçi. Aradı aralarındaki en güçlüleri tana’kai.

Sprenlere tapıyorlarsa tana’kai de spren olmalı. Belki Fırtınababa, Gecegözcüsü(Spren olmayadabilir), Cusicesh gibi güçlü bir sprendir. Sordukları 3 güçlü ruh ise Roshar’daki pareler olabilir.

  •  Sayfa 511-512 Bölüm 46 : Kaya gözlerini devirdi. “Su üst taraf. Değil alt taraf. Başka şey. Yaşam suyu. Tanrıların yeri. Doğru bu şey. Karşılaştım ben kendim bir tanrıyla.” “Syl gibi bir tanrı mı?” diye sordu Kaladin. “Ya da belki bir nehirspreni?” Onlar nispeten enderdi ama bazen rüzgârsprenleri gibi basit şekilde konuşabiliyor olmaları gerekiyordu. “Hayır,” dedi Kaya. Sanki bir komplo açıklayacakmış gibi öne doğru eğildi. “Ben Lunu’anaki’yi gördüm.” “Ee, güzel,” dedi Moash. “Harika.” “Lunu’anaki, o yolculuk ve haylazlık tanrısı,” dedi Kaya. “Çok güçlü tanrı. Geldi derinliklerinden tepe okyanusunun, tanrıların âleminden.” “Neye benziyordu?” diye sordu Lopen gözlerini kocaman açarak.“Gibi insan,” dedi Kaya. “Alethi belki, daha açıktı gerçi teni. Çok zayıf yüz. Yakışıklı belki. Beyaz saçlı.” Sigzil hızla başını kaldırdı. “Beyaz saçlı?” “Evet,” dedi Kaya. “Değil gri yaşlı adam gibi ama beyaz; genç adam o.

Beyaz saçlı ama genç ve Sizgil’in tanıdığı adam bana Hoid’i hatırlatıyor. Bence Cihanezgicileri dünyalar arası seyahat edebiliyor olabilir. Bu havuz ise Shadesmar’a bağlanıyor olabilir, bilmediğimiz bir kozmer gezegenine bağlanıyor olabilir veya Elantris’teki havuzla bağlantılı olabilir. Ayrıca Cihanezgicileri ve Terrisli Cihanelçileri birbirine çok benzeyen iki grup. Aynı kişiler (Hoid) tarafından kurulmuş olabilirler.

  • Sayfa 595 Bölüm 54 : “Onun ne kadar şey bildiğini öğrenmemiz gerek.” Mraize’in sesiydi. “Bu sayfaları Üstat Thaidakar’a götüreceksin. Biz yaklaştık ama, görünüşe göre, Restares’in ahbapları da öyle.”

Thaikadar Berrakbey Amaram’ın Kaladin’in arkadaşlarını öldürtmeden önce suikastçıyı kimin gönderdiğiyle ilgili tahminlerinden biriydi. Demek ki Amaram Hayaletkanlardan şüpheleniyor.

  • Sayfa 644 Ara Söz 9 : “Ben saygın bir İriali bayanını seçmek istiyordum. Bir nineyi, tecrübeli bir bahçıvanı. Ama hayır, Halka sizi seçmemiz gerektiğini söyledi. ‘O Eski Büyü’yü ziyaret etti,’ dediler. Annemiz onu kutsadı,’ dediler. ‘O genç olacak ve biz de onu şekillendirebileceğiz,’ dediler. Eh, size tahammül etmek zorunda olan onlar…”

Sınıçrayan tarikatının sprenlerinden olan Wyndle Gecegözcüsünden annemiz diye bahsediyor bu Gecegözcüsünün de, Fırtınababa’nın Şeref’in kalıntısı olması gibi , ölmüş Terbiye’nin kalıntısı olma olasılığını güçlendiriyor. eğer böyleyse serinin ilerleyen bölümlerinde bir karakterin Dalinar’ın Fırtınababayla bağ kurması gibi Gecegözcüsüyle bağ kuracağını düşünüyorum.

  • Sayfa 654 Ara söz 9 : Wyndle Lift’in yanından ilerliyordu. “Annem sizin türünüzden umudu kesmiş. Bunu hissedebiliyorum. Annem artık umursamıyor. Artık öbürünün de olmadığı düşünülürse…”

Bu söz Gecegözcüsünün aslında terbiye olduğunu neredeyse kanıtlar nitelikte.

  • Sayfa 765 Bölüm 69 : Rayse tutsak. Şu anda içinde bulunduğu sistemden ayrılamıyor. Onun yıkıcı potansiyeli de, bu nedenden dolayı, kısıtlanmış durumda.

Rayse’in ayrılamadığı sistem galiba Roshar, Braize ve Terbiyenin ilk göç ettiği diğer gezegenden oluşuyor.

  • Sayfa 855 Ara Söz 14 : Şerefkılıçları’ndan bir tanesi kayboldu.” Szeth gözlerini kırptı ve sanki uzak bir yerlerden geri dönermiş gibi Taravangian’ın üzerine odaklandı. “Öbür yediden biri mi?” “Evet,” dedi Taravangian. “Ben sadece söylentiler duymuştum. Senin halkının ağzı sıkı. Ama evet… Anladım, bu Filizlenme veren iki tanesinden biridir. Kholin’in elinde olmalı.”

On Şerefkılıcı var bir tanesi Talanel’de olduğu için kayboldu dokuz kaldı bir Szeth’te sekiz kaldı peki neden öbür yedili diyor. Bir Şerefkılıcı daha kayıp. Ben Nalan’ın elindeki kılıcın kendi Şerefkılıcı olabileceğini düşünüyorum.

  • Sayfa 885 Bölüm 78 : Ah ama onlar terk edilmişti Bu bağın doğasından belli Ama nerede nerede nerede Baştan başla Bariz Anlayış kış güneşi gibi Shinlerin elindeler Bizim de bir tane bulmamız gerek Bir Hakikatsiz kullanabilir miyiz Biz bir silah imal edebilir miyiz.

Burada Şerefkılıçlarından bahsediyor. Biz bir silah imal edebilir miyiz derken aklıma Savaşkıran kitabındaki Gecekanı geliyor. Gecekanı Parekılıçlarıyla çok benzer özellik gösteren bir kılıçtı. Hatta Vasher’ın dünyalar arası seyahat edebildiğini biliyoruz. O zaman Gecekanı yapılırken Parekılıçlarından esinlenilmiş olabilir.

  • Sayfa 912 Bölüm 81 : “Kusursuz bir çıkarım,” dedi Zahel. “Duvardaki taze mavi boya gibi.”

Renklerle ilgili deyim.

  • Sayfa 913 Bölüm 81 : “Sen hiç iki tane eşit derecede tatsız seçenek arasında seçim yapmak zorunda kaldın mı? “Nefes almaya devam etmeyi seçtiğim her gün.”

Zahel’in aslında Vasher olduğunun kanıtlarından biri daha. Nefes almaya devam etmek derken kast ettiği aslında Savaşkıran’daki gibi yaşamak için Nefes (Kuşam) almak zorunda olması.

  • Sayfa 923 Bölüm 82 : Senin izleyeceğin bir tanesi var. Her ne kadar hepsinin önsezi konusunda biraz önemi olsa da, Moelach bu konuda en güçlü olanı. Onun dokunuşu vücudu bozarken ruhun içine sızıyor, ölümün kıvılcımının kendisi tarafından beslenen tezahürler yaratıyor. Ama hayır, bu bir dikkat dağılması. Sapma. Krallık. Bizim krallığın doğası hakhnda konuşmamız gerek.

Burada topladıkları ölüm sözlerinin aslında bir dikkat dağılması olduğundan ve bunlar yerine kral olmak üzerine uğraşmaları gerektiğinden bahsediyor gibi duruyor.

  • Sayfa 971 Bölüm 86 : “Ben bu sütunu biliyorum!” diye çığlık attı Szeth. “Daha önce de benzerini gördüm! Şehre gittiler, değil mi!”

Galiba Shinovar’daki Yeminkapısı da çalışıyor. Szeth’in başka nasıl bu sütunun Urithiruya gidince oluştuğunu biliyor olabilir.

Sonuç:

  1. Zahel aslında Savaşkıran kitabındaki Vasher.
  2. Gecegözcüsü ya Terbiye yada Fırtınababa gibi çok güçlü bir spren
  3. Hoid Siskan veya Sissoylu
  4. Şerefkılıçlarından biri kayıp

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *